SANAL DÜNYA

Göz gördü mü gönül ona inanır.. cennetin de cehenneminde kapısı göz. İnsanlar bilerek ya da bilmeyerek gözün üstünde öyle çok çalıştılar ki. Ona dünyayı olduğu gibi göstermek yerine kendi tasarımlarının pencerelerinden baktırmak adına müthiş derecede icatlar, makineler, resimler, müzikler ve sözler üretti.. tabi söz kulak içindir fakat sözünde güzel şekilde yazılışı insanı kulağıyla değil gözüyle duymaya yönlendirdi. Bu bir yandan insanı bilmeden sevince boğdu.. bir yandan düşünceden yoksun pratik çözümler bulmaya yöneltti. Hayal dünyaları çalınmış birkaç reklamcının ya da film şirketinin çalışanlarının eline oyuncak olmuş insanlar bu durumdan bir hayli memnun kaldı.
Zaman ilerlerken çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin zihin dünyalarında kendi kültürlerini kendi paralelliğinde geliştirmek yerine başka kültürlerin kabul edilemez edepsizliğini üstünleştirme sevdası peydah oldu. Aslında mevzubahis konu yüz yıldır edebiyat ve siyaset dünyamızda tartışıldı bununla ilgili onlarca müthiş eserler yazıldı. Modern çağın en önemli sıkıntısı önceleri görsel medyanın olmayışı insanları düşünce ve hayal dünyasında koruma kalkanında tutuyordu.
Şimdi ise görsellikten gözleri kamaşmış insanın hoşnutluğu hızla yok olan değerlerin kalp damarlarını tıkamıştır. Popüler olanın parıltılı ışıkları insanlar üzerinde öyle güçlü etkiler bırakıyordu ki, siyaset dünyası oy alabilmek adına, “ George Orwell “1984 adlı Romanın distopik dünyasında totaliter bir merkezi tek partinin yönetiminde korku, propaganda ve beyin yıkama ile halk ve hayatı manipüle edilmektedir.” Sadece siyaset değil sanat ve sosyal hayatın rant elde etme peşinde koşanları da bozucu etkiyi hiç önemsemeden kendi değerlerine ya da insan olabilmenin değerlerine bile olanca güçleriyle saldırıyorlar. Kendine düşman olmak bu olsa gerek. Yapmak adına bozmak. Var etmek adına yok etmek. ..
Ama en önemli ayrıntı insan kendi olma adına ötekileşirken sonunda yine insan olmanın değerleri zaferi kazanır. Çünkü insan ne zaman yok etmeye başlasa kendine geldiğinde bunu durdurmak için tersi bir mücadeleye girişecektir. Toplumların savaş tarihlerinden devrim tarihlerine kadar ve tabiatı önce yok etmek sonra da yaşatmak adına yaptığı eylemler gibi.. insan sonunda özüne döner.. tıpkı toprağa geri dönüşü gibi.. bu yazıda amaç değerlerin vicdanını oluşturmaktır. Hoyratça yok edişe bir dirhem olsun dur diyebilmek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir